| |
| | Yazı Adedi | : 46 | | Yorum Adedi | : 74 | | Okuma | : 32944 |
| | |  |
| A. Cem İlhan | 25.08.2006 15:14 | |
195 Dakikaya Sıkışan Genç Yaşamlar
Bu haftanın en önemli gündem maddesi, ne Ortadoğu'nun bitmek bilmeyen acıları, ne de Ege ve Akdeniz sahillerini kasıp kavuran yangın fırtınaları… Hafta başı itibarı ile 1.678.383 öğrenci ve onların aileleri nefeslerini tutmuş vaziyette ÖSYM (Yüksek Öğrenim Seçme ve Yerleştirme Merkezi) tarafından açılanacak 2006 ÖSS Yerleştirme Sonuçları'nı bekliyorlardı.
Sonuçta sadece 367.690 aday herhangi bir yüksek öğrenim programına yerleştirilme fırsatını kazanmış oldu. Geriye kalan yaklaşık 1.300.000 öğrenci ve aileleri, sınav öncesi ve devamında çekilen onca sıkıntı ve maddi manevi zahmete rağmen, bugünlerden başlayarak aynı ölçüde sıkıntılı ve zahmetli bir yeni sınava daha hazırlanacaklar kuşkusuz…
Aslında bu her yıl tekrarlanan büyük, bir o kadar trajik bir toplumsal olay… Olayın sayısal boyutlarını görmek için ÖSYM'nin bu linkine bakabilirsiniz… http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E1782D5F4001E6D616
Sürecin bütünü, sadece açıkta kalanlar için değil, yerleştirilenlerin de önemli bir bölümü için gayet acımasız ve adaletsiz… Bir yanda her sene sayıları artan "sıfır çekenler"; bu rakam 2005'de % 78 artışla 57.193 kişi.; diğer yanda ise yerleşen bu 367.690 kişinin 222.819'sı zaten açık öğretim programlarına yerleşiyor olması; ekinde bir önceki yerleştirmede bir yüksek okul programına yerleştirilmiş olup da mutsuz olan ve yeniden sınava giren bir 220.978 genç daha…
Sayıların soğuk dilini, ÖSYM'nin bürokratik jargonunu bir kenara bırakacak olursak, olayın genç insanlar üzerindeki baskısını anlamanın en şaşırtıcı adreslerinden biri Türkiye'nin e-devlet portalı "devletim.com"daki "ÖSS Puanları ve Yüzdelik Dilimler nasıl değişti?" haberine ( http://www.devletim.com/gundem.asp?konu=68 ) gelen yorumlar ve bunların şaşırtıcı sayısıdır.
Devletim.com'daki bu habere gelen toplam yorum sayısı 1050! Bu yorumlar bir yönü ile Türkiye'nin dinamizmine, bir yönü ile de bu dinemizmin ne kadar sancılı bir dinamizm olduğuna işaret ediyor. İşte size bir kaç yorum örneği:
- Arkadaşlar bana da Amasya matematik geldi var mı orayı kazanan arkadaş bekliyorum sizi arkadaşlar puanlar harbi düştü ya 26 puan üstü yer geldi. Herkese hayırlı olsun kazanamayan arkadaşlar üzülmeyin çalışmaya devam edin.
- Selam arkadaşlar ben daha öncede yazmıştım. Ya iyi ki bir burslu kazandık ya ne kadar kıskanç varmış hayret ettim şaşırdım ya, millet inanamıyor. Ben de daha alt tercihimi bekliyordum gerçi ama olsun yinede. Çünkü ben de bütün sene çalıştım hoş, istediğim puanı kesinlikle alamadım, ama yinede istediğim bölüme yerleştim. Yani hak ettiğimi aldığımı düşünüyorum. Ki benim yerleşmem normal bile aslında. Çünkü bazı tıp, diş hekimliği vs. Bayağı düşük puanla almış. Neyse arkadaşlar girenlere ne mutlu, giremeyenler bir daha denesinler önemli değil bence. Ama bazı giremeyenler de lütfen istediği yere girenleri kıskanmasınlar. Başarılar herkese...
- Arkadaşlar kimse Fırat'ı kazanmadı mı? Kazanan varsa lütfen bir şeyler yazsın kendimi yalnız hissediyorum. Bir de yurda başvurmuştum beni 126. yedek olarak gösteriyor. Sizce girmem mümkün mü? Neyse gördüğüm kadarıyla çoğumuz kazandık. Herkesi gönülden tebrik ederim.
Son bir yorumda 2000 ÖSS Sayısal birincisi Cengiz Pehlevan'dan ( http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=195692 ); o şöyle diyor bu maceralı sürecin sonunda:
"Boğaziçi'ni çok sevdim ama Endüstri Mühendisliği istediğim şey değilmiş, okula girdikten sonra anladım. Özel sektörde yöneticilikle başlayıp, kendi işimin sahibi olmakla biten bir kariyer planım vardı. Üniversiteye girince geleceğim üzerine ciddi olarak düşünmeye başladım. Yaşam boyu öğrencilik çok çekici göründü. Yine de kendimden emin değildim, temel bilimlere daha yakın olan Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'ne transfer oldum. Ardından Fizik Bölümü'yle çift ana dal programına başladım ve fiziğin yapmak istediğim şey olduğunu anladım. Üniversiteden iki bölümü bir arada bitirerek mezun oldum. Yanlış da başlasam doğru ve mutlu bitirdim okulumu. Türkiye'de bu fırsata sahip çok az insan var."
Bütün bunları okuduktan sonra ben ülkesini seven ve onun için kafa yoran bir insan olarak şunları düşünüyorum:
- Bu ülkenin gençlerinin yaşamlarını 195 dakikaya sıkıştırmayalım; ÖSS sistemini kaldıralım
- Bunun için ilköğretimden üniversiteye birbirinden kopuk olmayan; entegre,kapsamlı ve adil bir eğitim sistemi kuralım
İletişimci olarak baktığımda ise, ÖSYM'nin kısa zamanda kalkmayacağını varsayarak, en azından şunları yapabileceğini düşünüyorum:
- Web sitesini daha gençlere dönük olarak tasarlasın
- Ki bu daha önemli ve radikal bir yaklaşım gerektirir…. Şu tarifini değiştirsin: Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar çerçevesinde yükseköğretim kurumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavları hazırlayan ve yapan, öğrenci isteklerini de göz önünde tutarak Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslara göre değerlendiren, öğrenci adaylarının yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmesini sağlayan ve bu faaliyetlerle ilgili araştırmalar ve diğer hizmetleri yapan Yükseköğretim Kuruluna bağlı bir kuruluştur.
Son sözüm şu olabilir; ÖSYM gerçekten öğrenci isteklerini de göz önünde tutarak bir iş planı geliştiriyor ise, öncelikle yapacağı iş bu gençlerle ortak bir akıl oluşturmaya dönük bir iletişim programına sahip olmalıdır…
|
|
YORUMLAR :
| neslihan uraz ergül | 19.06.2008 14:22 | |
katilmamak olanaksiz
Dusuncelerinizi paylasmamak katilmamak olanakli degil gercekten,
18 yildir egitim-ogretim dunyasinin icinde zaman gecirmekte olan biri olarak , bir kez daha neden cozumleri asil bulmasi, gormesi ve uygulamasi gerekenler degil de hep bizler goruyoruz diye sormak istiyorum.
kaleminize saglik
Sayın ziyaretçimiz,
Bu düşünce platformuna, aktaracağınız bilgi ve yorumlarınızla katkıda bulunmanızı diliyoruz. Yorumların yayını öncesinde, anlayışla karşılayacağınızı düşündüğümüz bir onay mekanizması bulunmaktadır. Yazı sahibine ya da yazılarda konu edilen kişi ve görüşlere yönelik hakaret içeren görüşler yorum sayfalarında yayınlanmayacaktır.
Saygılarımızla.
Tribeca İletişim Danışmanlık
|
|
| | |