A. Cem İlhan

Eylül 2002

3 Mart 1997’den 2000’li yıllara…

Genellikle böyle ‘tarihçe’ benzeri yazılarda, donuk ve hayli sıkıcı bilgiler verilir. Halbuki nihayetinde, bir veya bir kaç kişinin bolca ham hayali ile başlatılan bu tip girişimler öncelikle başlı başına beşeri bir serüvendir.

Ben ve o zamanki 4 ortağım Tribeca İletişim Danışmanlık ismini verdiğimiz bu şirketi resmen 3 Mart 1997’de kurduk. Ama tabii hikayenin evveliyatı var. Ekim 1996’da, son beş yıldır çalıştığım ve o zamanlar genel koordinatörlüğünü yaptığım Capitol Halkla İlişkiler’den ayrılmıştım.

İyi bir kazanç, iyi bir çalışma ortamı ve 5 yıl boyunca kuruluşundan bu yana neredeyse her taşına emek verdiğin bir şirketi bir anda terkedince, doğru mu yanlış mı yaptım diye çok düşündüm… Tamamı ile sektör değiştirmek gibi önceleri pek sık yaptığım gibi ‘marjinal’ seçimlerin dışında önümde iki seçenek vardı; ya bu tip durumlarda pek sık yaşandığı gibi daha düşük bir maaşla girip bir yerlerde çalışacaktım, ya da bu ve benzeri sektörlerde her çalışanın gönlünde yatan aslan olan kendi şirketimi kuracaktım.

İlk seçenek doğrultusunda bir iki görüşme yaptığımı hatırlıyorum gönülsüzce, sonrasında yavaş yavaş bir şirket kurmak fikrine ısınmaya başladım. Isınmaya başladım diyorum çünkü sanılanın aksine, şirket kurmak kurmasına kolaydır da, daha sonra o şirketi yürütmek, ayakta tutmak, para kazanmak, hele ki bizim sektörümüzde bir hayli zordur. İlk Körfez savaşı zamanında şirket batırmış, sonrasında Türkiye’deki ortaklıkların  nasıl çığrından çıkabileceğini uygulamalı olarak yaşamış biri olarak bu konuda hayli tecrübem ve dolayısıyla çekincem vardı… Üstüne üstlük o zamana kadar daha çok bu işin mutfağında çalışmış biriydim; doğru düzgün müşteri tecrübem yoktu…

Kendi kendime iki temel ilke belirlemiştim. Birincisi kuruluşu kıytırık iki oda bir salon bir apartman dairesinde yapmayacaktım; ikincisi kuruluştan önce muhakkak en azından sabit giderleri karşılayacak kadar müşteri bulacaktım. Her ikisini de bana güvenmeyi seçen iki insan sayesinde uygulama fırsatı bulabildim. Bugün halen bulunduğumuz binayı, Dr. Savaş Tümiş o zaman bize neredeyse veresiye kiraladı; meslektaşım ve halen Zarakol Halkla İlişkiler’in sahibi olan Necla Zarakol sayesinde de iki adet müşterimiz oldu.

Sonrasında, bu tip şirket kuruluşlarında pek sık yaşanan ‘kimin masası daha büyük’ sohbetleriyle birlikte macera başladı. İlk işimizin, hatta ilk işlerimizin demeliyim, iletişim danışmanlığı ile birebir bir ilişkisi yoktu; sektördeki bir çok firma gibi biz de operasyonel PR ile yola çıktık. Herhalde sadece ilk işimize bakarak, birisi bizim hakkımızda bir hüküm verseydi, bugün gelmiş bulunduğumuz noktayı hiç bir biçimde tahmin edemezdi. Çünkü ilk işimiz bir ayakkabı defilesiydi, basın mensuplarına rezerve ettiğimiz en ‘şık’ olayımız da bir deniz kızına ayakkabı giydirmeye çalışan bir İtalyan stilist!!!

Bu arada, Tribeca ismi nereden geliyor diye pek sık sorulur…Son zamanlarda yine sık sorulan bir diğer soru da Tribeca Cafe’ler ile bir ilişkimiz olup olmadığı… Yok tabii herhangi bir ilişkimiz; Tribeca isminin mucidi New York’ta bir süre pek severek oturduğu sanatçıların, aydınların semti olarak bilinen Tribeca ile Kuzguncuk arasında bir çağrışım bağlantısı kuran ortağım Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesi olan Soli Özel’dir.

Tribeca İletişim Danışmanlık bugün, yaklaşık 30 kişilik personeli ile sektörün gerek ciro gerekse müşteri portföyü açısından en büyük şirketlerinden biri konumunda. Vizyonunu ‘bilgi yönetimine odaklı stratejik iletişim danışmanlığı’ olarak tanımlıyor. Her ne kadar hala operasyonel PR hizmetleri vermeye devam ediyorsa da – etmeye de devam edecek –  Tribeca İletişim Danışmanlık, cirosunun büyük bir bölümünü danışmanlık hizmetlerinden elde ediyor.

Tribeca İletişim Danışmanlık bu konumunu öncelikle müşterilerine, onlarla olan köklü ilişkilerine ve onlardan öğrenme kapasitesine borçlu. Bir başka deyişle, aslında bizim tarihimiz büyük ölçüde onlarla olan ilişkilerimizin ve bu ilişkilerin getirdikleri ile ilintilidir.

Nitekim Tribeca İletişim Danışmanlık, hiç bir zaman çok ortalarda bir şirket olmamıştır. Son zamanlarda, özellikle Avrupa Birliği İletişim Projesi dolayısıyla, bu özelliği yavaş yavaş kaybolduysa da, şirketimiz daha çok müşterinin müşteriye referans olduğu bir çizgide gelişegelmiştir.

Şirket tarihimizde hiç kuşkusuz, en önemli rol oynayan müşterilerimizden biri Tetra Pak’tır. Onlarla yaklaşık 9 yıldır, yani en başından bu yana birlikte çalışıyoruz. Onlar sayesinde toplumsal sorumluluk ile ticari beklentileri birarada tutabildiğimiz, gurur duyduğumuz işler yaptık ve onlardan çok öğrendik. Şirket tarihimizde bir diğer önemli figür Dr. Yılmaz Argüden’dir. Başkanlığını yürüttüğü KalDer ile iş bilgisi olarak bir çok kazanım elde etmemizin ötesinde, bize verdiği karşılıksız destek ve pozitif enerji ile bir çok önemli müşterimizin temel referansı olmuştur. Bu süreçte bize işimizi ‘adam gibi’ yapma olanağı sağlayan üç temel müşterimizi de saymamazlık edemem tabii; müşteri olma sıraları ile, Koç Holding, Borusan Holding ve Dışbank (şimdi Fortis)…

Özellikle bu müşterilerimiz, bizim salt operasyonel PR hizmetleri veren bir şirket olmaktan çıkıp iletişim danışmanlığı alanında güvenle yürümemize olanak veren başlıca kurumlardır.

Son olarak şirket tarihimizde önemli bir diğer dönüm noktası ise, 2002 yılı Aralık ayında kazandığımız ‘Avrupa Birliği İletişim Projesi’dir. Haziran 2002’den 31 Aralık 2002 saat 17:00’e kadar süren nefes nefese bir maratonun ardından, tek Türk konsorsiyum lideri olarak kazandığımız bu ihalenin yarınlara dönük tasavurrumuzun nirengi noktası olduğu kanaatindeyim.

Eğer yanlımıyorsam, Tribeca İletişim Danışmanlık, içinde bulunduğumuz sektörde, kendi iç dinamikleri ile gerçek anlamda kurumsallaşan ilk iletişim danışmanlığı şirketi olacaktır.

A. Cem İlhan