WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından plastik atıklar konusunda hazırlanan bir raporda Akdeniz’in bir “plastik denizi” olma riski ile karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Sorunun ulaştığı boyutları örneklerle ve ülkeler bazında irdeleyen “Plastik Kapanından Çıkış: Akdeniz’i Plastik Kirliliğinden Kurtarmak” başlıklı raporda sorunun çözümü için uluslararası, ulusal, endüstriyel ve bireysel düzeyde neler yapılması gerektiğine de yer verildi.

7 Haziran 2018, İstanbul. Akdeniz’deki atıkların %95’ini plastik maddeler oluşturuyor.  Akdeniz’de yaşayan 134 tür deniz canlısı plastik atıkları yiyor. Akdeniz’de bir kilometre karede 5 milimetreden küçük 1,25 milyon plastik parça bulunuyor…

Bu bilgiler WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından hazırlanan “Plastik Kapanından Çıkış: Akdeniz’i Plastik Kirliliğinden Kurtarmak” başlıklı raporda yer aldı. Dünya Okyanus Günü’nde yayımlanan raporda en son veriler ve bilimsel kanıtlarla Akdeniz’deki plastik kirliliğinin boyutları ortaya konuldu. Raporun son bölümünde ise sorunun çözümü için atılması gereken adımlar sıralandı.

Misinalar denizde 600 yıl çözünmeden kalıyor

Rapor, dünyanın en çok ziyaret edilen bölgelerinden biri olan Akdeniz’in aşırı plastik kullanımı, yetersiz atık yönetimi ve yoğun kitle turizmi nedeni ile ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Halen plastik maddelerin Akdeniz’deki atıkların %95’ini oluşturduğu vurgulanan raporda büyük plastik atıkların fok ve deniz kaplumbağası gibi büyük canlıları yaraladığı veya boğduğu belirtiliyor. Hayvanlara en çok zarar veren plastik atıkların %65’ini ise denize bırakılan misinalar oluşturuyor.

Torba, sigara izmariti, balon, şişe, şişe kapağı veya pipet gibi büyük parçalardan oluşan atıklar plastik kirliliğinin gözle görünen kısmını oluşturuyor. Bununla birlikte, mikro plastik denilen 5 milimetreden küçük plastiklerin daha da büyük bir tehlike yarattıkları hatırlatılıyor. Kilometrekarede 1,25 milyon mikro plastik parçası bulunduğunu bildiren rapor bu parçaların deniz canlıları tarafından yutularak sindirildiğini ve besin zinciri içinde insanlara kadar ulaşarak ciddi sağlık riski oluşturduğunu kaydetti.

Plastik atıkların büyük çoğunluğu biyoçözünür olmadığı için çevreye bırakılan plastikler yüzlerce hatta binlerce yıl orada kalıyor. Plastik ürünlerden sigara izmariti, denizde 5 yıl süreyle çözünmeden kalıyor. Bu süre plastik torba için 20 yıl, plastik bardak için 50 yıl ve misina için 600 yıl.

Rapora göre Avrupa Çin’den sonra dünyada en fazla plastik üretilen bölge; burada üretilen 27 milyon ton plastiğin sadece üçte biri dönüştürülebiliyor.  Akdeniz’e en çok plastik atık ise Türkiye’den atılıyor (günde 144 ton). Daha sonra İspanya (126 ton), İtalya (90 ton), Mısır (77 ton) ve Fransa (66 ton) geliyor. Akdeniz kıyılarını ziyaret eden turistler ise atıkların her yıl %40 artmasına neden oluyor.

“Akdeniz’in plastikte boğulmasına izin veremeyiz”

Konuyla ilgili bir açıklama yapan WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar şunları söyledi:

“Plastik atıklar bugün çevre üzerinde hasara yol açıyor ve doğal hayatı öldürüyor. Sadece Akdeniz’de değil tüm dünyada insanlığın bugün karşı karşıya kaldığı en büyük çevre sorunlarından biri plastik atıkların yarattığı tehlikedir. Bu sorun ancak tüm paydaşların el ele vermesi ve ortak bir çalışma içine girmesiyle çözülebilir. WWF tüm dünyada bunu gerçekleştirmek için çalışıyor, paydaşları bir araya getiriyor ve değişimin öncülüğünü yapıyor. Bu, zihinlerde başlayarak davranışlara yansıyan bir değişim olacaktır. Bu yönde tüm dünyada aktif bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Bunun için de WWF-Türkiye olarak 2018’i ‘Plastik Yılı’ ilan ettik. Üretici ayağında çevre dostu üretimin artması ve önündeki engellerin kalkmasını, tüketici ayağında daha sorumlu ve bilinçli tüketimi, geri dönüşüm ayağında ise belediye işbirlikleriyle sistemin geliştirilmesini hedefliyoruz.”

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli ise raporla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Aslında Akdeniz’deki plastik kirliliğinin etkileri tüm dünyada hissediliyor ve hem doğaya, hem de insan sağlığına zarar veriyor. Giderek kötüleşen plastik kirliliği, turizmi ve deniz ürünleriyle bilinen Akdeniz’in bu konumunu yok ettiği gibi, geçimlerini bu sektörlerden sağlayan toplulukları da tehdit ediyor. Bu kirlilik Akdeniz’in sağlığının ne denli bozulduğunu gösteriyor ve gerçek anlamda harekete geçilmesi için bir alarm işareti olarak kabul edilmelidir. Akdeniz’deki kirliliğe ciddi ölçeklerde katkıda bulunan Türkiye’nin bu alanda durumu iyileştirecek adımları ivedilikle atması gerekiyor. Akdeniz’in plastikte boğulmasına izin veremeyiz.”

 

EDİTÖRE NOTLAR

Çözüm farklı düzeylerde atılacak adımlardan oluşuyor!

WWF’in raporunda çözüm için uluslararası, ulusal, endüstriyel ve bireysel düzeylerde yapılması gerekenler aktarılıyor. Uluslararası düzeyde öncelikle plastiklerin okyanuslara atılmasını engellemek üzere yasal bağlayıcılığı bulunan uluslararası bir anlaşmanın imzalanması ve endüstri için doğaya tüm plastik sızıntısını durdurmayı hedefleyen, Birleşmiş Milletler Çevre Asamblesi’nin deniz çöpleri kararıyla uyumlu bir sıfır seviyesi vizyonunun geliştirilmesi gerekiyor. Bu adımlara paralel olarak bütün atıkların temizlenmesi ve uygun bir şekilde bertaraf edilmesi için harekete geçilmesi ve plastik atık ihracatçıları için geri dönüşüm kriterlerinin tanımlandığı uluslararası plastik atık ticareti mevzuatının oluşturulması hayati önem taşıyor.

Ulusal düzeyde ise halen %30 olan plastik atık geri dönüşüm ve yeniden kullanım oranının 2030’a kadar %100’e çıkarılması öncelikli hedef olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca 2025’e kadar tek kullanımlık plastik poşetlerin ve ürünlere eklenen mikroplastiklerin yasaklanması da çok önemli bir adım oluşturacak.

Bu konuda endüstriye düşen görevlerin başında geri dönüştürülebilir veya kompost haline getirilebilir alternatifleri üretebilmek için yenilikçi teknolojilere yatırım yapılması, fosil kaynaklardan elde edilen plastiklerden uzaklaşılması ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen hammaddelerin kullanılması geliyor. Raporda ayrıca endüstri kuruluşlarına geri dönüştürülmüş malzemeleri ve plastiğe alternatif olan malzemeleri kullanabilmek için üretim süreçlerinde ve tedarik zincirlerinde kullanılan altyapıların yeniden tasarlanması,  yıkama süreçleri sonucunda mikroplastikliflerin ortaya çıkmaması için çözüm geliştirilmesi ve tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımının durdurulması çağrısı yapılıyor. Kurumsal seviyede sıfır atık politikasının benimsenmesi ve bütün gereksiz küçük plastik ürün ve ambalajlardan başlayarak plastik kullanımının azaltılması da çözüm açısından hayati adımlar oluşturuyor.

Tüketicilerin ise mümkün olan her durumda, plastik yerine biyoçözünür veya geri dönüştürülmüş malzemelerden oluşan ürünleri tercih etmeleri, tek kullanımlık ürünlerden kaçınmaları ve gıda ürünlerini muhafaza etmek için plastik kullanmamaları gerekiyor. Ayrıca tüketicinin mikroplastik içeren sabun ve kozmetik ürünler kullanmaması, ambalajlanmamış ürünler satın alması, yaşadığı kent veya mahalledeki atık ve geri dönüşüm uygulamalarına dikkat etmesi tavsiye ediliyor.

WWF-TürkiyeHakkında:

WWF-Türkiye dünyanın en büyük, deneyimli ve bağımsız doğa koruma kuruluşlarından WWF’in uluslararası ağının bir parçasıdır. Beş milyonu aşkın destekçiye ve 100’den fazla ülkede etkin bir küresel ağa sahip WWF’in misyonu; dünyanın biyolojik çeşitliliğini koruyarak, yenilenebilir kaynakların sürdürülebilirliğini sağlayarak, kirlilik ve aşırı tüketimin azaltılmasını teşvik ederek gezegenimizin doğal çevresinin bozulmasını durdurmak ve insanın doğayla uyum içinde yaşadığı bir geleceğin kurulmasınakatkıda bulunmaktır. www.wwf.org.tr